"Onde Doroshenko ordusunu yönetiyor...": Kırım seferinin 390. yılı

Hetman Mihaylo Doroshenko ve Kırım yarımadasına seferleri.

Sergiy Konasevic. "Krimska Svitlitsya" Gazetesi, 2018, Sayı 23-24

1625 Kurukiv Antlaşması'na gore Kazaklar, Leh hetmanlarına bağlı daimî ücretli ordunun 6000'i aşmayan bir birliğinden fazlasını oluşturamazdı. Kazaklara, Ukrayna'daki iç zümresel ve dinî çatışmalara ve Lehistan-Litvanya Birliği'nin komşularıyla dış siyasî ilişkilerine karışmamaları görevi yüklenmişti. Antlaşma metninde Kazakların Türk topraklarına deniz seferleri düzenlemesini, hükûmetin bilgisi olmadan yabancı hükümdarlarla temas kurmasını, onların askerî hizmetine girmesini ve en önemlisi Lehistan-Litvanya Birliği'nin Osmanlı İmparatorluğu ile barışçıl ilişkilerini herhangi bir şekilde bozmasını yasaklayan maddeler bulunuyordu.

Leh hukumeti, bu hükümlerin yerine getirilmesinin garantisi olarak Kazak önderlerinin seçimi üzerinde kendi kurduğu kontrolü kabul ediyordu. İlk kez, Leh komiserler Kazakların katılımı olmaksızın Mihaylo Doroshenko'yu "Zaporojya Ordusu'nun Kıdemlisi" olarak atadılar. O, Kazaklık içinde Sagaydacniy'nin izinden gitmeye çalışan, Leh hükûmetiyle kurulan ilişkileri koparmadan, hatta zor durumlarında ona hizmet sunarak ve bunun karşılığında tum Ukrayna nüfusu için gerekli tavizleri talep eden akımının bir temsilcisiydi.

Sagaydacniy, hukumet tarafından Kiev Voyvodalığı'nda Zaporojya Ordusu'nun sayısı sicille sınırlanmaksızın yasal varlığının tanınmasını ve Ortodoks kilise hiyerarşisinin yeniden tesis edilmesini sağlamıştı. Böyle bir siyaset belirli bir sabır gerektiriyor, bekleme ve koşullardan yararlanma becerisi, önemli ölçüde dayanıklılık ve bilinçlilik istiyordu. Ancak, daha gelişmiş ve bilinçli insanlardan oluşan küçük bir grup hariç, Kazaklığa katılmak isteyen Kazakların ve köylülerin geri kalanı kısmî tavizleri yetersiz buluyor, derhal bir devrim talep ediyor ve mevcut duruma kayıtsız şartsız bir protesto one sürerek güç denemesini ve başarı şansını hesaba katmaksızın kesin bir mücadeleye atılmaya hazır bekliyordu.

Sagaydacniy bu akımı bastırmayı başardı, ancak ölümünden kısa süre sonra, onun otoritesiyle frenlenmeyen protesto, Jmaylo İsyanı'nda kendini gösterdi ve bunun sonucu olarak Kazakların sayisinin sicille sınırlanması, önderlerinin seçimi üzerinde kontrol ve ülkedeki toplumsal yaşamın akışını etkileme yasağı getirildi. Tüm bunlar, Sagaydacniy döneminde Kazakligin ulaştığı konuma kıyasla dev bir geri adım teşkil ediyordu.

Yeni hetman Doroshenko'nun konumu son derece karmaşıktı: bir yandan, kısıtlayıcı hükümlere rağmen Leh hükûmetine karşı iyi ilişkileri korumaya çalışıyor, aynı zamanda ondan mümkün tavizleri talep etmek için fırsat kolluyordu; diğer yandan, ne yazık ki başarı vaat etmeyen Kazakligin protesto atılımlarını hesaba katmak zorundaydı. Doroshenko'nun hetmanlığının ilk üç yılı işte bu gelgitler içinde geçti.

1626 yılında, tum Zaporojya Ordusu ile birlikte Leh komutan Stefan Hmeleskiy'nin Tatarlara karşı seferine katıldı; bu sefer sırasında Kiev bölgesine kırk bin kişilik bir kuvvetle akın eden Bucak Tatarlari, Bila Tserkva civarında kesin bir yenilgiye uğradı. Krala bağlılık, Doroshenko'nun Leh hukumetinden Ukrayna halkı lehine tavizler koparmaya çalışmasına ve Lehlerin baskılarına karşı protesto etmesine engel olmuyordu. 1627'de, Kraliyet Prensi Vladislav, Doroshenko'nun tum ordusuyla İsveç seferine katilmasini talep ettiğinde, hetman, Kazaklara maaşlarının ödenmediğini, vergilerle ezildiklerini ve Ortodoks inancına baski yapıldığını gerekçe göstererek bu talebe boyun eğmedi.

1628'de Zaporojya'nin güney sınırlarında, Doroshenko'nun aktif bir rol üstlenmesine ve halkin atılımlarını tatmin etmesine imkân tanıyan, aynı zamanda kısmen de olsa yasal zeminde kalmasina olanak veren bir çatışma ortaya çıktı. Bu meselenin nedenleri Kırım Hanligi'nin iç içlerinden kaynaklanıyordu.

Illustration

Mihaylo Doroshenko

Kırım'in Türkiye'ye vasal bağımlılığı Mengli-Giray döneminde son derece belirsiz bir şekilde tanımlanmıştı; şüphesiz, sultan istediği zaman hanları tahttan indirme ve atama hakkına sahipti, ancak seçiminde Giray soyunun üyeleriyle sınırlı kalmak zorundaydı; bunun ötesinde, bu soyun uyelerini idam etmeyeceğine dair sözle bağlıydı. Sonuc olarak, sultan handan kendi takdirine bağlı olarak askerî yardım talep etme ve hanlik sinirlari dahilindeki bazı kalelere kendi garnizonlarını yerleştirme hakkına sahipti. Ancak bu kosullar hiçbir zaman kesin olarak belirlenmemiş ve yazılı bir antlaşmaya değil, yalnizca geleneklere dayanarak sürdürülmüştü. Bu belirsizlik sayesinde en enerjik hanlar, mümkün olduğunca sultana olan bağımlılık paylarını zayıflatmaya çalışıyor, askerî seferlere ilişkin talimatlarına uymuyorlardı.

Sultanlar ise hanlara karşı sürekli bir tehdit aracı bulmuşlardı: Giray soyunun kalabalık olmasından yararlanarak Istanbul'da sürekli olarak onlarca temsilcisini tutuyor ve hanın en ufak bir itaatsizliğinde onu devirip akrabalarından biriyle değiştirmekle tehdit ediyorlardı. Ayrıca hanlarin özerklik arzuları, hanlığının kendi iç islerinde gizlenen nedenlerle önemli ölçüde zayıflıyordu. Kırım haninin vasal bağımlılığı altinda Nogay ordaları bulunuyordu ve onlar da kendi paylarina bu bagimliligin altinda eziliyorlardı.

En güçlü ve enerjik Nogay önderleri ise hanın tabiiyetinden kurtulmanın hayalini kuruyor ve doğrudan Babiali ile vasal ilişkiler kurmaya, yani bağımsız han olmaya hazırdılar. Böylece onlar, hanlığının kendi içinde, Girayların özerklik arzularina karşı mücadelede sultanlar için elverişli bir arac oluşturuyorlardı.

Yukarida belirtilen tum nedenler, ozellikle XVII. yuzyilin ucuncu on yılında keskin bir şekilde ortaya çıktı: Asiri bagimsizlik arzusuyla suphelenilen Han Canibek-Giray, Pers seferi sırasında ihmalkar davranisi bahanesiyle 1623'te gorevden uzaklastirildi. Vezir Huseyin Pasa'nin himayesiyle, yerine o sirada Rodos adasinda surgunde bulunan III. Muhammed-Giray atandi. Yeni han son derece faal ve bağımsız bir kisi çıktı; kalga (veliaht) unvani verdigi kardesi Sahin-Giray'a dayanarak, Babiali'nin emirlerini yerine getirmek istemedi, gerekli askerî birlikleri gondermedi ve sultanin emrettigi kaleleri insa etmedi.

Defalarca yapilan uyarilardan sonra sultan itaatsiz hani degistirmeye karar verdi; yerine yeniden Canibek-Giray atandi ve güçlü bir askerî birlikle birlikte Türk donanmasinin refakatinde Kefe'ye gonderildi. Ancak bu kez degisiklik gerceklesmedi: Muhammed-Giray, Turkleri kesin bir yenilgiye ugratti ve onlari Kırım'i terk etmek zorunda birakti. Kendi payina, o sirada baska siyasî meselelerle mesgul olan Babiali, vasalinin bu direnisini gecici olarak gormezden geldi, hatta hiçbir sey olmamis gibi onunla ilişkilerini yeniden tesis etti, fakat onu bertaraf etmenin yollarini ariyor ve bu amacla dikkatini Nogay ordalarinin durumuna cevirdi.

Illustration

Kırım Haritasi, Gerardus Mercator, 1630

O donemde Nogay mirzalarinin en guclusu Akkerman'dan Kiliya'ya kadar Besarabya'nin güney kismini — Bucak denilen bolgeyi — elinde bulunduran Bucak Ordasi'nin basi Kan-Temir Mirza idi. O, uzun suredir Kırım'a tabiiyetin altinda eziliyor, hanın emirlerini yerine getirmekten kaciniyor, hanın bilgisi olmadan Ukrayna'ya akinlar duzenliyor ve Türk himayesi altinda bağımsız bir hanlik kurma pesinde kosuyordu. Muhammed-Giray ile yasadigi catismanin ardindan Türk hukumeti tam da onu secmisti.

Simdi hukumet Kan-Temir'e ozellikle lutufkarr davraniyordu: Ona sultanin himayesi vaat edilmis, ardindan Silistre Pasasi unvani verilmis, bu sayede doğrudan sultana bağlı hale gelmis ve Kırım hanina tabiiyetten kurtulmustu. Bucak tarafından gelen tehlikeyi fark eden Muhammed-Giray, Kan-Temir'e sert bir emir gonderdi — Bucak Ordasi'nin Leh topraklarına izinsiz akinlarini durdurmak uzere Kırım'a tasinmasini emretti.

Dogal olarak bu emir yerine getirilmedi ve Kan-Temir'i itaate zorlamak için kalga Sahin-Giray bir orduyla Bucak'a gonderildi; ancak Kan-Temir, ordasini onceden Tuna'nin sag yakasina, hanın yetki alani disindaki Osmanlı İmparatorluğu topraklarına tasimisti. Sahin-Giray, Kan-Temir'le savasa giristi, fakat tamamen bozguna uğradı ve Kırım'a ancak guclukle kacabildi; Kan-Temir de pesinden oraya geldi ve Bahcesaray'da, küçük bir taraftar grubuyla oraya kapanan her iki Giray'i kusatti.

Illustration

Bu sirada Istanbul'da Kan-Temir'in zaferi ihtimaline karşı tum hazirliklar yapilmisti. Catismanin arzu edilen sonucunu ogrenen Divan, hem hani hem de kalgasini, eli silahli olarak Türk vilayetlerinden birine saldirmaya cesaret eden hainler ilan etti. Her ikisi de tahttan indirildi, hanlığının basina yeniden Canibek-Giray, kalgaliga ise kardesi Devlet-Giray atandi ve Kan-Temir'in yardimiyla yeni hani tahta cikarmak uzere güçlü bir Türk donanmasi kalabalık bir cikarma birligiyle Kefe'ye gonderildi. Böyle kritik bir durumda kalan kusatilmis Giraylar, yeni ve beklenmedik bir muttefik bularak kurtulmaya calistilar ve Sahin-Giray, Kazaklardan yardım istemek uzere Bulgar-Mirza'yi Zaporojya'ya gonderdi.

O sirada Zaporojya'da bizzat Hetman Mihaylo Doroshenko bulunuyordu; Kazak deniz seferlerini onlemek için bin sicilli Kazakla birlikte sürekli olarak Asagi boyda (Niz) kalmakla yukumluydu. Mirza'nin hetmanla yaptigi gorusmeler her iki taraf için de elverişli kosullarin belirlenmesiyle sonuclandi: Sahin-Giray, eger Kazaklar vaktinde hanın yardimina gelirlerse onlara yuz bin altin odemeyi ve Zaporojya sinirlari yakininda yeni insa edilmis Islam-Kermen kalesini onlara teslim etmeyi taahhut etti. Doroshenko derhal 4000 Kazak'la Kırım'a hareket etti (gorunuse gore sicilli Kazaklara hur Zaporojyalilar da katilmisti).

Orkapinin hemen ötesinde Kazaklar Nogay suruleri tarafından kusatildi, hemen bir tabur duzeni olusturdular ve alti gun boyunca durmaksizin Tatarlara karşı savunarak Bahcesaray'a dogru cesurca ilerlediler. Bu ilerleme sırasında Hetman Doroshenko, tum toplulugun dortte biriyle birlikte hayatini kaybetti. Ancak hayatta kalan Kazaklar, Bahcesaray'a ulasmayi başardı, surlarinin dibinde Kan-Temir'i bozguna ugratti, onu Türk garnizonunun korumasina siginmak uzere Kefe'ye kacmak zorunda birakti ve muttefiklerini kusatmadan kurtardi. Ayni sirada Canibek-Giray'a refakat eden Türk donanmasi da Kefe'ye varmisti.

Illustration

Bahcesaray - Han Sarayi'nin Gorunumu. S. Himli'nin Gravuru

Bu arada Sahin-Giray'in Dobruca'daki yenilgisi, Kan-Temir'in Kırım'i istila etmesi ve Türk donanmasinin Kefe aciklarinda gorunmesi, Muhammed-Giray'in tebaasi uzerindeki otoritesini tamamen yok etmisti: Kırım Tatarlarinin önderleri ona destegi reddetti, yeni hanın tarafina geçti ve Kefe'de ona katıldı. Yalniz kalan Muhammed ve Sahin, Kırım'i terk etmek zorunda kaldi ve Kazaklar Zaporojya'ya geri dondu; Sahin-Giray da kısa süre sonra oraya geldi.

Anlasmaya gore Islam-Kermen'i Kazaklara teslim etti; onlar da bu sehrin surlarini yikip kaledeki toplari Zaporojya'ya tasidilar, ardindan kralin kararina kadar Sahin-Giray'in Zaporojya topraklarinda goc etmesine gecici olarak izin verdiler. Daha sonra her iki muttefik birlikte krala bir elcilik heyeti gonderdi. Sahin-Giray, başarı durumunda Kırım Hanligi'ni Polonya himayesine sokmayi vaat ederek kendisi için himaye ve yardım istedi. Kazaklar ise kendi adlarina, kralin iznini almadiklari Kırım seferi için ozur dileyerek, Tatar iç savaslarina mudahale etmelerinin sebebinin yalnizca Lehistan-Litvanya Birliği'nin siyasî cikari oldugunu, hanlığının zayiflamasina katkida bulunmayi amacladiklarini one surduler.

Leh hukumeti, izinsiz sefer nedeniyle Kazaklari cezalandirmaktan kacindi ve yeni bir "Zaporojya Ordusu Kıdemlisi"ni onayladi. Doroshenko'nun Kırım'da hayatini kaybetmesinden sonra Kazak ordugahinda Moyjenitsa adinda biri baskan secildi, ancak kısa süre sonra askerî paralarin bir kismini saklarken yakalandi ve idam edildi. Onun yerine, Grigoriy Savic, Hritsko Çorniy adiyla taninan kisi secildi. O, Kazaklık içinde Sagaydacniy'in etkisi altinda oluşan barisci siyasetci partisinin son temsilcisiydi.

Seciminden sonraki yil, Kazaklar kalga Devlet-Giray'in onderliginde Kirmizi Rusya (Galiçya) topraklarına akın eden Tatarlara karşı duzenlenen sefere etkin bir şekilde katildilar (Eylul 1629). Bu sefer, Hmeleskiy komutasindaki Kazak-Leh birliklerinin Burshtin yakininda Tatarlara karşı kazandigi parlak bir zaferle sonuclandi. Tatar ordusu dagitildi ve neredeyse imha edildi. Ele gecirilmis esirler ve yagmalanmis ganimetler geri alindi. Esir alinan Tatarlar arasinda, daha sonra hanlik tahtina ulasan ve Hmelnitski Isyani sırasında ona mücadelede önemli ölçüde yardım eden Islam-Giray da bulunuyordu.

Kisaltilarak sunulmustur: K. Melnik. Svedeniya o pohode v Krim Mihaila Doroshenko (1628) / Kievskaya Starina. – No. 11. – 1896. – S. 274-286.

Ruscadan ceviri ve uyarlama – Sergiy Konasevic